Latest Comments

Görüntülenecek bir yorum yok.

Bir çocuk düşünmeye başladığında… genelde yavaşlar.

Durur.

Cevap vermeden önce bekler.

Bazen “emin değilim” der.

Ama eğitim sistemi bu anlarla pek iyi anlaşamaz.

Çünkü sınıfta zaman sınırlıdır.

Müfredat yetişmelidir.

Soru sorulur… ve cevabı almak istersin.

Hızlı.

Net.

Doğru.

Cevap gelmedi mi çoğu zaman yardım edersin.

“Düşün, hadi…”

“Bu çok kolaydı.”

“Hatırlamıyor musun?”

Hemen o boşluğu hemen doldurmaya çalışırız.

Çünkü bizi rahatsız eder.

Sessizlik uzadıkça sanki bir şey yanlış gidiyormuş gibi hissederiz.

“Ben aslında düşünüyorum… ama derste hep acele etmem gerekiyor.”

“Cevabı hızlı söylemem lazım.

Yoksa geç kalıyorum.” işte gerçek bir cümle size.

Çocuk diyor ki

“Düşünmek istiyorum…

ama zamanım yok.” 

bu sadece çocuğun meselesi değil.

Bu, sistemin ritmi.

Hızlı olanın değerli,

emin olanın doğru,

tereddütün zayıflık sayıldığı bir ritim.

düşünme…

bu ritme uymuyor.

Düşünmek için durmak gerekir.

Beklemek gerekir.

Bazen hiçbir şey söylemeden kalabilmek gerekir.

Okul, online dersler, evde kendi kızım, deneme dersleri arasında savrulurken çocuğun söyledikleri baam diye yüzüme çarptı. Terzi kendi söküğünü dikemezcesine çocukları yavaşlatmaya çalışırken kendimi nicedir durduramadığımı mükemmel bir şekilde fark etmiş oldum. 

TAGS

CATEGORIES

Uncategorized

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir