1900’lerin başı. Varşova. Bir adam var. Janusz Korczak.
Doktor. Yazar. Pedagog.
Ama onu farklı kılan bunlar değil.
Çocuklara bakış biçimi.
O dönemde çocuk —Henüz tam insan sayılmayan.
İtaat eden.
Şekillendirilen eksik bir varlık.
“Henüz tam insan sayılmayan.”
Bugün kulağa vahşice geliyor, değil mi?
Şu an —
Kaç yetişkinin bir çocuğun fikrini gerçekten sorduğunu,
Kaç okulun bir çocuğun itirazını ciddiye aldığını
Kaç evde çocuğun “hayır”ının geçerli sayıldığını
Kaç yetişkinin bir çocuktan özür dilediğini göz önüne getirmek anlamlı olur.
Korczak bu bakışa karşı çıkıyor ve diyor ki
“Çocuk geleceğin insanı değildir.
Şimdinin insanıdır.”
Bu cümle bugün bile birçok eğitim anlayışından ileride.
Korczak bunu teoride bırakmıyor ve bir yetimhane kuruyor. 192 çocuk.
Ve orada üç şey yapıyor —
o dönem için akıl almaz üç şey.
Çocuk gazetesi.
Çocuk meclisi.
Çocuk mahkemesi.
Mahkemede hâkimler çocuklar.
Kura ile seçiliyorlar.
Bir kural çiğnendiğinde — kim olursa olsun — mahkemeye çıkıyor.
Çocuk da.
Yetişkin de.
Korczak da.
Bir gün Korczak sanık sandalyesinde oturuyor.
Bir çocuğa haksızlık ettiği için.
Çocuk hâkimler karar veriyor. Bugün bunu kaç yetişkin kaldırabilir?
Korczak’in en keskin cümlelerinden biri şu
“Çocukların saygıya ihtiyacı yoktur.
Onların zaten saygınlığı vardır.”
Şimdi bu çok büyük bir fark.
Çünkü yetişkin dünyası saygıyı hep bir şeyin karşılığında veriyor.
Söz dinliyorsa — iyi çocuk.
Sessizse — olgun.
İtiraz etmiyorsa — terbiyeli.
Mesele
“Çocuğa ne kadar saygı gösterelim?” meselesi degil,
“Onun var olan saygınlığını bugün çiğnedim mi?” sorusunu sorma cesareti gösterebilmek.
Adam bunu otuz yıl boyunca gerçek çocuklarla yapıyor.
Teoride değil.
O yetimhanenin içinde.
1942 de Naziler yetimhanenin kapısını çalıyor.
192 çocuk ve tüm personel — toplanıp trene bindirilecek.
Treblinka”ya.
Gaz odalarına.
Korczak’a “Sen gidebilirsin., sen ünlüsün” diyorlar.
Reddediyor.
O sabah çocukları hazırlıyor.
En güzel giysilerini giydiriyor.
Ellerine çiçek veriyor.
Sonra yürüyüşe geçiyorlar.
Küçük bir çocuğu kolunda taşıyor.
192 çocuk arkasında.
İstasyona kadar yürüyorlar.
Trene biniyorlar ve bir daha dönmüyorlar.
1989’da BM Çocuk Hakları Sözleşmesi imzalanıyor.
Dünyanın dört bir yanından devletler çocukların haklarını tanıyor.
O sözleşmenin ruhunda Korczak’ın fikirleri var.
Yani bugün uluslararası hukukta yer alan “çocuk bugünün insanıdır” fikri — 1912’de bir yetimhanede başlıyor.
Bugün bir çocuğun saygınlığını korudun mu?

No responses yet