Latest Comments

Görüntülenecek bir yorum yok.

Dün size sordum Adalet mi, iyilik mi? Çocuklara da sordum. Şimdi Biraz konuşalım.. 

Gerçek hayatta adalet ve iyilik çoğu zaman kavram olarak değil, uygulama olarak çatışır.

Birine iyilik yapmak için ayrıcalık tanırsın; bu başkasına haksızlık olur.

Herkese aynı kuralı uygularsın; bu kez birinin özel ihtiyacını görmezsin.

Birini affedersin; zarar gören kişi “Benim hakkım ne olacak?” der.

Birini korursun; başka birinin özgürlüğünü sınırlarsın.

Yani mesele “gerçek adalet” ile “gerçek iyilik” değil.

Mesele şu:

Bizim adalet sandığımız şey ile iyilik sandığımız şey çatıştığında ne yapacağız?

Genelde gerçek adaletle iyilik çatışmaz, erdemle çatışan erdem erdem değildir gibi cevaplar geldi. Hepinize çok teşekkür ederim. Buradaki mantık hatası şu olabilir:

Kavramı öyle ideal tanımlıyor oluyoruz ki, gerçek hayattaki gerilim görünmez oluyor. Yani çatışmayı düşünmek yerine, çatışmayı ortadan kaldırıyoruz.

İnsanlar çoğu zaman kötülükle iyilik arasında değil, iki iyi şey arasında sıkışıyor.

Mesela bir çocuğu korumak mı?

Yoksa onun özerkliğine saygı duymak mı?

Birine merhamet etmek mi?

Yoksa kurala sadık kalmak mı?

Bir öğrenciyi incitmemek mi?

Yoksa sınıftaki diğer çocukların hakkını korumak mı?

Çünkü bunların hepsi “erdem” alanına ait olabilir. Ama aynı anda, aynı biçimde korunamayabilir.

“Bir şey erdem olduğu için hiç kimseye zarar vermeyeceğini nereden biliyoruz?”

Şimdi bunu sadece bir “iyi ders” diye anlatmak haksızlık olur.

Çünkü olan şey, bir konuyu öğrenmek değil, bir kavramın doğuşuna tanıklık etmek. Çocuklarla eşitlik-adalet konuşuyoruz. Bir görsele baktık.

Eşitliği gördüler. Yetmedi, içlerine sinmedi.

Adaleti düşündüler. Yetmedi.

 E sonunda Kendi kavramlarını kurdular:

Adaletli eşitlik“. Basit mi geldi? Birçok yetişkinin hâlâ kuramadığı bir düşünce düzeyi. Büyüklerle çocukları karşı karşıya getiriyormuşum, kıyaslıyormuşum gibi gelebilir. Gelsin. Henüz sahip olmadıkları bir çok şey sebebiyle yeterince buna maruz kalıyor çocuklar. Biraz da bizim kalmamızda sakınca yok. Nasıl olsa büyüğüz kaldırırız!

Çocuklar “Adaletli eşitlik” derken aslında şunu yaptılar:

Herkese aynı şeyi vermek” yetmez,

ama “kime ne gerektiğini bilmek” de keyfi bir şey olamaz.

Bakın ikisini birbirine bağlayan bir zemin kuruyorlar.

Bu çok kritik bir sıçrama.

Çünkü genelde düşünme şu iki uçta sıkışır:

– Ya herkes eşit olsun (ama bu bazen adaletsiz olur)

– Ya da herkese ihtiyacına göre verelim (ama bu da belirsizleşir, suistimale açık olur)

Çocuklarsa üçüncü bir yol açtı.

Eşitliği, adaletle düzenlemek.

Sonra sordum:

“Adaletle iyilik çatışırsa hangisini seçersiniz?”

Hazır cevap yoktu.

Kimse hızlı olmak zorunda hissetmedi.

Uzun süre sustuk.

Sarp dedi ki:

“İyilik diye yapılan şey başkası için iyilik olmayabilir, o yüzden adalet.”

Ve üstüne İdil dedi ki:

“Adalet fikri iyiliğin olmadığı yerden çıkmaz, o yüzden iyilik.”

Bu yaşta…

Bir kavramı diğerinin temeline yerleştirmek.

Ben orada öğretmen değildim.

Gerçekten değildim.

Sadece tanıktım.

Gözlerim doldu.  Çocukların “adaletli eşitlik” demesi çok kıymetli.

Çünkü onlar kavramları parlatıp yukarı gokyüzüne, ulaşılmaz yerlere çıkarmadı.

Gerilimin içinde yeni bir bağ kurdular. 

TAGS

CATEGORIES

Uncategorized

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir