Latest Comments

Görüntülenecek bir yorum yok.

“Çocukların konuşma hakkı var. 

Peki biz, gerçekten dinlemeye hazır mıyız?”

Çocuklar çoğu zaman bir şey söylemeden önce etraflarına bakıyorlar.  

‘Bu düşündüğüm şey söylenebilir mi?’  

‘Şu an bunu hissetmem uygun mu?’  

‘Beni ciddiye alırlar mı?’

Çünkü yalnızca büyümekle meşgul değiller…  

Aynı zamanda ‘anlatmalarına izin verilen’ bir dünyada yaşamaya çalışıyorlar.

Bizlerse onları çoğunlukla dinlemek yerine düzeltmeye, yönlendirmeye, şekillendirmeye odaklanıyoruz.

Benim için sanatla felsefe atölyeleri bu yüzden var. Çocukların düşüncelerini,  duygularını, sorularını çekinmeden dile getirebilecekleri bir alan yaratmak için.  Bu hangi sanatçıyı işlersek işleyelim,  hangi kavramı konuşursak konuşalım…  

Her oturumda çocukların anlatma, sorgulama ve kendi düşüncelerini kurma hakkına verilen bir alan..

Bu hakkı her hafta birlikte yeşertiyoruz.

Yaptığım işi en başından beri bunun için tasarlıyorum. Yolculuğum çocukların kendilerini duymalarını, duyurmalarını mümkün kılmak. Sanat, duyguları görünür kılıyor. Felsefe ise düşünceye cesaret veriyor.

Ve ikisi birleştiğinde ortaya sadece yaratıcı ürünler değil,  

Kendini ifade edebilen bir çocuk çıkıyor.

Ve ifade özgürlüğü, yalnızca bir hak değil 

çocukluğun temeli.

Bir çocuğun “Ben böyle hissediyorum.” diyebildiği yer,  

gerçek anlamda güvenli bir yerdir.

Ve yetişkinliğe giden yol, önce bu güvenli alanlarda başlıyor.

Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:  

“Ben çocuğumun düşünmesine ne kadar alan açıyorum?”  

Hadi şimdi cevabımızı duyabilecek kadar duralım.

TAGS

CATEGORIES

Uncategorized

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir