Latest Comments

Görüntülenecek bir yorum yok.

Bugün öğretmenlere yönelik akıl almaz CİMER şikayetlerini paylaştım.  

Gelen bazı mesajlar tanıdık bir ezberi tekrar ediyordu:  

“Bir gün öğretmeni, bir gün veliyi eleştiriyorsunuz. Siz de karar verin.”

Peki. Ben fanatik değilim. hiçbir zaman fanatik olmadım.  

Hiçbir mesleği, rolü, kimliği koşulsuz savunmadım. Tek bir tarafı tutup diğerini görmezden gelmek, düşünmeyi bırakmak demektir. Benim işim taraf tutmak değil, zihniyetleri sorgulamak. konforu bozan sorular sormak. Çünkü çocuk söz konusu olduğunda, konforun bedeli çocuğun sesi oluyor. Mesele kişiler değil.  

Mesele, bizi içine çeken sağlıksız düşünme biçimleri.  

Mükemmel öğretmen“, “kusursuz veli” arayışı kadar, tek tıkla linç etme refleksi de aynı sistemin ürünü.

Bir gün öğretmeni eleştiririm çünkü o sınıfta çocuğun sesini susturan odur.  

Ertesi gün veliyi eleştiririm çünkü çocuğu başrol alamadı diye öğretmeni CİMER’e şikayet eden odur.

Taraf seçmiyorum.  

Tavrım net:

Çocuğun değersizleştirildiği, haklarının yok sayıldığı, iradesinin görmezden gelindiği her tavra karşıyım.  

İster okulda olsun, ister evde.

 Öğretmenin kör noktası:  

  Başarı takıntısı: “Sınıftaki başarılı çocukları öne çıkarırım” cümlesi, bu ölçülebilir olanı “değer” sanır.  

  Kontrol arzusu: Sessizlik ve uyum, pedagojik kaliteyle karıştırılır. Oysa sessizlik çoğu zaman korkunun dilidir.  

  Mesleki sınır bahanesi: “Terapist değilim” demek, çocuğun duygusunu görmeyi reddetmeye dönüşürse, mesleki etik zedelenir.

– Velinin kör noktası:  

  Performans baskısı: Çocuğu “yatırım” gibi görmek, ilişkiyi sözleşmeye çevirir.  

  Şikâyet kültürü: CİMER dilekçesi, pedagojik diyaloğun yerini aldığında, okul bir “şikâyet hattı”na indirgenir.  

  Öğretmenlere diyorum ki başarıyı sessizlikle değil, merakla ölçün.  

  Velilere de diyorum ki şikâyeti diyalogla değiştirin. Performansı ilişkiyle dengeleyin.  

  Ve hepimize diyorum ki çocuğun sesini gürültü değil, toplumsal aynamız olarak duyun.

Fanatizme kapılmadan, güç kimdeyse onu sorumluluğa davet etmek.  

Savunmaya değil, sorgulamaya açık olmak.  

Kendi rolümüzü de şeffafça masaya koyabilmek, amacımız bu. Yek bir fikre saplanıp kalmamı bekliyorsanız daha çok beklersiniz arkadaşlar.

TAGS

CATEGORIES

Uncategorized

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir