Kuralları Kim Yazıyor?
Düzen mi, gelişim mi?
Bir çocuğa gün içinde kaç kez şunu söylüyoruz?
“Bu evin kuralı.”
“Okulda böyle yapılır.”
“Bunu sorgulama.”
Peki hiç durup şunu sorduk mu:
Bu kural kimin ihtiyacından doğdu?
25 yıldır sahnede, sınıfta, atölyede çocuklarla çalışıyorum.
Ve şunu çok net görüyorum:
Birçok “kural”, çocuğun gelişimini desteklemek için değil;
👉 yetişkinin yorgunluğunu,
👉 sistemin hızını,
👉 kalabalığın kontrol ihtiyacını yönetmek için var.
Sessiz durmak…
Sırada beklemek…
Aynı anda aynı şeyi yapmak…
Bunlar gerçekten çocuğun dünyasına mı ait, yoksa yetişkin düzeninin çocuğa uyarlanmış hali mi?
Bir P4C sorusu bırakalım buraya:
Bir kural, itaat sağlıyorsa ama anlam üretmiyorsa…
hâlâ “eğitici” midir?
Çocuk için kuralın anlamı yoksa,
o kural ahlaki bir rehber olmaz;
sadece cezadan kaçınma stratejisine dönüşür.
Ve biz fark etmeden şunu öğretiriz:
“Güçlü olan karar verir.
Zayıf olan uyar.”
Gelişimi destekleyen kurallar:
✔ açıklanabilir
✔ esneyebilir
✔ birlikte düşünülebilir
✔ bağlamla değişebilir
Yani kural, mutlak bir emir değil,
ortak bir akıl yürütmenin sonucu olmalıdır.
Çocuk kurala katıldığında:
– sorumluluk alır
– neden-sonuç kurar
– ahlaki muhakeme geliştirir
– “doğru”yu içselleştirir
İtaat eden değil, düşünen bir özne olur.
Belki de sormamız gereken soru şu:
Bu kural olmasa ne olurdu?
Ve ben bundan neden rahatsız oluyorum?
Bazen kural çocuğu değil, yetişkinin kontrol ihtiyacını korur.
Ve bunu fark etmek,
ebeveynlikte küçük ama köklü bir devrimdir.
Bu hafta bir kuralı durdur.
Ve çocuğuna şunu sor:
“Sence burada nasıl bir kural olmalı?”
“Bu kural kime ne kazandırır?”
Cevap seni şaşırtabilir.
Çünkü çocuklar, kendilerine gerçekten alan açıldığında sandığımızdan çok daha adildir.
Kuralı koyan güçlüyse, ona uymak erdem midir yoksa mecburiyet mi? Bu soru da size gelsin…

No responses yet