“Z kuşağı daha az zeki.”
Bu cümle size ne hissettiriyor?
Rahatlama mı? Her nesil bir sonrakini eleştirir.
Ama ilk kez bir nesil, çocuklarının zihinsel gerilemesinden bu kadar emin. eğer sorun çocuklardaysa,
bizim kendimize bakmamıza gerek yok.
bizim ebeveynlik biçimimizi,
dikkat kültürümüzü,
hız takıntımızı sorgulamamız gerekmez. Bir nesli ‘aptallaşıyor’ diye etiketlemek fazla konforlu degil mi yahu?
Z kuşağı belki bizim alışık olduğumuz gibi düşünmüyor.
Ama bu, daha az düşündükleri anlamına gelmez.
Belki de sorun onların zekâsı değil,
bizim hangi zekâ biçimini değerli saydığımız.
IQ neyi ölçüyor?
Ezberi mi?
Hızı mı?
Test performansını mı? IQ; hız, işlem kapasitesi ve belirli türde analitik çözümü ölçüyor. Yani aslında “zekâ”yı değil, belirli bilişsel performans türlerini ölçmeye yarıyor..Peki zekâ gerçekte bundan mı ibaret?
- Yaratıcılık
- Ahlaki muhakeme
- Empati
- Karmaşık sosyal sezgi
- Duygusal zekâ
- Derin düşünme sabrı
- Eleştirel bilinç?
Bir nesli değerlendirmeden önce, ölçüm araçlarımızın çağını sorgulamak gerek çünkü bu araçlar özellikle 20. yüzyılın sanayi-toplum ihtiyaçlarına göre şekillendi: yani belki de düşen IQ değil,
20. yüzyıl zekâ tanımının geçerliliği.
Bugünün çocukları:
- Aynı anda bin uyarana maruz kalıyor.
- Sürekli performans baskısı altında.
- Gelecek kaygısıyla büyüyor.
Bu koşullarda “derin dikkat” mi kalır?
Bu zekâ kaybı değil, çevresel adaptasyondur. Bu da bilişsel profili değiştirir.
“Bu nesil bozuldu” demek,
“Ben de bu düzenin içindeyim” demekten daha kolay.
Tamam çocukların dikkati parçalı olabilir.
Ama biz de onların dikkatini parçalayan sistemin parçasıyız.
Zor olan
Onlara sunduğumuz zihinsel iklimi konuşmak.
Z kuşağı belki bizim gibi değil.
Ama mesele de zaten bu.

No responses yet